Selçuk’ta 'Gönlümüzdeki Mevlana Söyleşileri' yapıldı

Hz. Mevlâna’nın 746. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri çerçevesinde Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen Gönlümüzdeki Mevlana Söyleşileri “Hz. Mevlana ve Vefa” temasıyla gerçekleştirildi
 Selçuk’ta 'Gönlümüzdeki Mevlana Söyleşileri' yapıldı

Süleyman Demirel Kültür Merkezinde düzenlenen söyleşiye; Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet Kağan Karabulut, Prof. Dr. Mehmet Okka, Genel Sekreter İbrahim Halıcı, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Tahir Balevi, Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel, dekanlar, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin başkanlığında gerçekleşen söyleşide, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener ve Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç konuşmacı olarak yer aldı.

Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel,  “Bu söyleşinin bugünkü konu başlığı Mesnevi, Mevlana ve Vefa’dır.  Zira Mevlana’nın yüzyılları aydınlatan ve aydınlatmaya devam eden en önemli eseri Mesnevi manevisidir. Mevlana şöyle demektedir; “İnsan bir ağaca benzer, ahdinde ağacın köküne, kökün iyileşmesine sağlamlaştırılmasına çalışmak gerekir. Bozuk ahid çürümüş kürk gibidir, kürkü çürümüş ağaçta meyve vermez. Sevgide çekilen cefada binlerce cefa vardır. Şeytan gibi hasetli değilsen kavga kapısını bırak da vefa kapısına gel” Bu vesileyle bugün ülkemizin çevresindeki insanlara göz attığımızda durumun 800 yıl öncesinden farklı olmadığını göreceğiz. Mevlana dönemi yaşanan olaylarla aynı bugünküne benziyor.  Buna bağlı olarak halkı İslam olan devletlerin durumlarını ne olduğunu gözden geçirmesi gerekir. Günümüze kadar değişen bir şey olmadığını gördüğümüze göre kaynağın Kuran-ı Kerim peygamberimizin hadislerinden alan Hz. Mevlana’nın eserlerindeki evrensel barışı, küresel adaleti, çatışmaya karşı uzlaşım, hukuki üstünlüğüne katkı sağlayacak düşünceleri günlük hayatta uygulanabilir hale getirmemiz lazım.  Bu yıl Hz. Mevlana’nın 746. Vuslat Yıl Dönümünde Mevlana’yı daha fazla anlamaya anlatmaya çalışacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener ve Kültür ve Turizm Eski Bakanı Atilla Koç’u ağırlamaktan mutluluk duyduğunu dile getiren Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, “Bu sene 746. Vuslat Yıldönümünü kutluyoruz.7 Aralık itibariyle programlar başladı, üniversitemiz de yapılan organizasyonlara önemli katkılar vermektedir.  Bu konuşma bu sene ‘vefa’ temalı olacak. Çünkü vefa önemli bir duygu ve önemli bir davranış biçimidir.

Hz. Mevlana kendisini Peygamber Efendimizin yolunun hizmetkârı olarak tanımlamaktadır.

Mevlana’nın 66 yıllık ömrüne dikkat edersek Moğol istilası var, İslam inancının gerçekten ciddi manada tartışılır hale geldiği, acaba yeryüzünde İslam inancı kalacak mı? diye endişelerin yaşandığı dönemde, Anadolu Selçuklularının bu sapkınlıklara karşı durduğu dönemde üzerine düşen vazifeyi gerçekleştirmiştir. Günümüzde Hz. Mevlana üzerinden vahdetsiz bir İslam anlayışı ve bir deizm anlayışı süreci yürütülmektedirler. Ancak çok şükür hamd ediyorum, son yıllarda özellikle Konya’da bir tedbir alındı. Hz. Mevlana bir Müslümandır, İslam inancına mensup bir birey, önemli bir âlimdir. Aynı zamanda çok önemli bir toplum insanı ve aydınlatıcıdır. Hepimizin inandığı tabi olduğu İslam’ın anlaşılmasında da önemli katkıları olmuştur” ifadelerini kullandı.

             Konya’nın; Hz. Mevlana dostları ve barışın semboli bir merkez olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, “Konya hem Türkiye hem de dünya için böyledir.

Vefa nedir? Vefa; Arapça kökünden türemiştir, Bir şeyi tamamlamak, tahakkuk etmek anlamlarında kullanılır. İhmal ve terk etmenin zıddı vefadır. Vefa kelimesinin önemli bir özelliği din ve borç kökündendir. Hükümlülükleri yerine getirmede vefadır. Din ve vefa arasında doğrudan bir ilişki vardır. İki vefa vardır; yaratılan insan kendisini yaratana karşı görevlerini yapması bir diğeri ise insanın, insan özelliğini kaybetmeden yaşıyor olması insan için en büyük vefadır. Aslında tasavvuf insanın kendi özünü koruma gayretidir. Allah’ı çok iyi bilen gönül insanları, âlimler tarih içinde yer almıştır. Bunlardan bir tanesi de Mevlana Celaleddin Rumi’dir. Bugün onun yaşadığı topraklardayız. Ne güzel ki 746. Yıl sonra bir üniversitenin salonunda toplanılıp vefa gösterilip anılıyor.  Mevlana, İnsan tabiatını en iyi tanıyan mutasavvıflarından biridir. İnsanın aslında başarı olarak 4 ilişkisi vardır; insanın kendisiyle olan münasebeti, insanın yaratıcısı ile olan münasebeti, insanın diğer insanla olan münasebeti, insanın diğer insanlar dışında kalan canlılarla ve eşyalarla olan münasebetidir. Bu dört münasebeti sağlıklı bir zemine oturtan insan dinli insandır. Mevlana’nın bütün felsefesi korku ve umut arası yaşar. Hiç emin değil ama her an tehlikeye açık. Mevlana’ya bakıyorsunuz umutsuzluk yok, ama emin olmak da yok. Her an canlı, diri bir imana açık serüven yaşıyor. Hz. Mevlana 746 yıl sonra yeniden konuşuluyor, tartışılıyorsa, BM, UNESCO’nun gündemine girebiliyorsa bu çağını aşan düşüncelerin, çağını aşan yaşam stilinin özelliğidir. Mevlana’ da bizim aslında uluslararası sisteme verilecek olan mesajlarda önemli bir figürümüz olması gerekmektedir. Mevlana, hakikatini dünyayla paylaşmak, sahte Mevlevilikle sahte Mevlana anlayışları üzerinden kandırılan bir dünyaya durun deme zamanı” diye konuştu.

 Mevlana’yı anlamak için yaşadığı dönemin incelenmesi gerektiğini dile getiren Kültür ve Turizm eski Bakanı Atilla Koç, “Mevlana’yı anlamak için Mesnevi’yi okumak gerekir. İlim adamlarının kabiliyetlerinden birinin okumak olduğunu düşünüyorum. Yani Mesnevi’yi tamamen okumadan, anlamadan, konuşmak dolduruşa gelmektir. Mevlana’ya vefa göstermemiz için hümanistlerin yani insan tanrıcılarının ve turizmcilerin elinden kurtarmamız gerekir. Bugün Hz. Mevlana’nın Ahi Evran’ın anlayışının hak olduğunu nerelerden öğreneceğiz? Tabii ki enstitülerden öğreneceğiz. Soyutu düşünmek çok zordur. Ancak iman etmek şirkten kurtulmak demektir” ifadelerini kullandı.

“Hiçbir şeyi bilmeyen hiçbir şeyden anlamaz” diyen Kültür ve Turizm Eski Bakanı Koç, Arapça, Türkçe, Farsça bilmeyenlerin entelektüel olamayacağını söyledi.

Üniversiteleri kurtuluş reçeteleri olarak gördüğünü ifade eden Kültür ve Turizm Eski Bakanı Koç, “Kurtuluşun manevi ve maddi mekânları, mevkileri olarak görüyorum. Onun için nerede bir üniversite çağırıyor, orada olmak istiyorum. Çok üniversite kuruldu. Bunun birçok tenkiti yapılıyor. Bu tenkitlerden yana değilim. Selçuk Üniversitesi kurulalı 45 sene oldu. Diğer üniversitelerde 45 seneyi geçsin, bakın ne güzellikler olacak hiç merak etmeyin” diye konuştu.

 Program hediye ve plaket  takdimlerinin ardından sona erdi.

YORUM YAZIN