AYRI DÜNYALARIN BAHARLARI

Kurşun gibidir bazı dertler. Saplanır yüreğine. Gözyaşların tek tek iner gözlerinden ama ölmezsin nihayetinde. Bir güneş çarpar yüzüne, rahatsız eder tenini. Gözlerini açmak istemez, kaçmak istersin ışıklardan. Hoş gelmez gönlüne baharlar, hoşnut değildir gönlün baharlarda. Ne zaman çekilsen köşene rahatsız eder düşünceler beynini. Bir meşguliyettir sarar bedenini. Ama acı bir meşguliyet.. Onu unutamamanın açtığı o meşguliyet. 

Kimi zaman uzaklardan gelir sesler, kimi zaman mırıldanır bir şarkı kulağında. Ötelerden gelir hayat sana, onun bir sesine kalakalır durur dünyan o an’da. Yollara çıkarsın istemsizce, ıssız yollara sonra haykırmak istersin dağa, taşa. Onun adını ve onun adına kendi adını. Yıldızlara sunarsın dileklerini, ağlayarak dualar edersin sonra da. Çünkü yıldızlardır umutla bakan gecene, yıldızlardır hislerini anlatan o vakitlerde. Kimi zamansa çıkar bir ay, zamansız ve öylece. Öylece görünüverir gözlerine. Kapkara göklerde kapkara sokakların içine. Karanlığa bürünen bedenin bitmiştir, hiçliğe kalmıştır hissettiklerin. Şimdiyse yorgundur kalbin, uyuyakalırsın hafifçe kısılır gözlerin. Ne uyursun ne uyumazsın öyle aralıkta bi için geçer hani. 

 Hafifçe aralanır perde, hafifçe göğün rengi çarpar gözüne. İşte o Şafak vaktinde işte o kıpkırmızı gökte! Bir rüyaya dalarsın yeniden, seni güzelliklere götüren. Ellerini tutarsın sevdiğinin, yüreğinden öper seni, sen uyurken. Ve şarkı eşlik eder rüyalarınızda baharlarınıza. Bugün değil her gün aynı rüyalarda kavuşursun. Aynı yürek çarpıyorsa aşka, hep aynı dünyalarda olursun aslında. 

 Ayrı dünyaların, aynı baharlarına..

YORUM YAZIN

Yazarın Diğer Yazıları

İyilik Zinciri

Aşılmaz dağların hep bir arkası vardır güzelliğe açılan, taşlı ve çakıllı yolların da öyle. Mesela bulutların da bir güzelliği vardır yağmura açılan, yağmurunsa güzelliği gökkuşağıyla etrafı saran. Sonu güneştir her zorluğun mutlaka, aydınlıktır karanlığı gecenin. Yine de bir sitem etmek istiyorsan önce kendi tembelliğine etmeli. Hayatın açılan her kapısının sonu mutlaka güzel, hayatın senin sabrın karşılığında verdiği değer paha biçilemez kadar özel.   Mağdurdur insan daima, hep öyle deriz ya. Bir şükür çıkmaz dilimizden aldığımız nefese bile. Zaten bize sunulan bu Evren’i bile hak ettik mi soralım kendimize. Her şeyi kötüye kullanma huyumuz ve her şeyi kötü düşünme salıncağında sallanıp gidiyoruz. Hep aynı döngüde insan bakınca, sınırlı döngüden ne çıkmak istiyor ne de yeniliklere açık yolları. Kötüyse kötüdür kötü olan, kötüye iyi bakmak zihniyetimizde barınmıyor. Ama iş iyiye gelince hakikatler yitiriliyor, iyiye iyi diyebilmek o kadar zor ki o yüzden iyiye bir çamur atmak en iyisi kimine göre. Çünkü attığı çamur onun egosunu rahatlatır mahiyetinde.   İyi olmak, iyi düşünmek, iyi görmek ve de iyiliği yayabilmek. Kutsal değil midir iyiye iyi diyebilmek ve kötüyü bile iyi görebilmek. Kazanılmaz mı gönüller bir kelam iyilikle, yok olmak yerine neden var olmak değildir ki düşünce. Bu dünyadan gittiğinde yeniden var olmak istemez misin iyiliklerinde, anılmak ve de sayılmak istemez mi insan. Kötüyü ve kötülüğünü hatırlamak isteyen var mı, kötü izler bırakıp giden insanların ismini dilinden geçiren var mı.. Bunca evren bunca verilen bu güzel hayat, iyiliğe dayanırsan güzel. Aşılamayan dağların güzelliği içimizde barınan ufak da olsa o kötü düşüncelerden. Hep var olmak istiyorsan iyilik dağıt etrafına, kapıların ardındaki o aydınlığı görmek istiyorsan iyilikle bakmaya devam et ruhu kötü olana.   Bu dünya kurtulursa iyi düşüncelerden, kazandığımız her mutluluk iyiliğin neticesinden..

Uyanış

Gün ışığıyla savrulup gider yorgunluğun tılsımı, güneşin doğuşundadır huzurun başlangıcı. Uyanmaktır güzellik ve doğanın sunduğu güzelliktir bir ay parıltısı. Tüm yorgunluğun ışığı bir gün batımında bürünür sessizliğine. Kararır gökyüzü, hafiften hafiften yürür gider güneş de kendi köşesine. Sakinleşir telaşelerin, yorulmuştur ruhun duymak ister kendini. Gece karanlığı çöktüğü an uyumak ister bedenin, gözlerin biraz biraz geçer kendi kuytusuna.  Işıl ışıl sokaklar ve belki sokaklardakiler yalnızlar. Vuruyor ya hani bir rüzgar, kimine kötülük kimine iyilik, kimine hasret kimine acı. Kimine ne rüzgarlar vuruyor kasvetli bir sancı. Yaşamın güzelliğini hak edene bazen kırıcı esiyor rüzgar. Yağmurlar sağanak oluyor pencerelerine. Gecenin dumanı kalıyor hep üstünde. İyiyi kötü görmek isteyen de var, kötüyü iyi görmek isteyen de. Şüphesiz içinde güzel niyet taşıyan da var çirkin düşüncelerle kafasını meşgul eden de. Herkes olabildiğince ya beyninin düşünce gidişatını yaşıyor ya kalbinin yürüdüğü masum izlerde. Peki ya arada kalanlar, onlar kuruluyor mu dünyanın bi köşesine..  Bulunduğun yerin bir önemi yok değil, ortama ayak uydurmak bi güzellik değil. İnsan her zaman bulunduğu konumu gösterebilmeli, maharet yerini belli etmekte aslında. ‘Hayır’ diyebilmek yerine göre bir mesafe katar insana, kendini yaşatır ve kendini farklı kılar başkasından. Aynaya bakıp da dertleşme aynaya bakıp da farket ne istediğini. Yok olan nedir kendinde ya da var olup da rahatsız olduğun. Dünyanın belki de yaşadıkça bize öğrettiği en güzel hissi uyanmak. Uyanmak bütün ruhun yorgunluğunu silip süpürür içinden. Aydınlık katar, güzellik getirir hayatına. Yanlış düşüncelerinden uzaklaştırır doğru insanlara doğru giden yolculuğunda. Uyanmak hafiflemektir bi nevi, uyanmak başlangıçtır yeni sayfalarına. Kafanda kurduğun düşüncelerin yenilendiği ve kim bilir kalbinde barındırdığın kötülüklerin bir sonudur. Yeni şeyler kurmak lazım içinde, İyiliklerin barındığı güzelliklerin hayatında sarmalandığı ve yepyeni hayallere sarılışının olabildiği..   Uyanmak lazım güneşin doğuşunun güzelliğinde dupduru, keskin ve güzel neticelere..

Uğur Böceği

Kışlardan geldi bazıları, buz gibi esti rüzgarlar yüzlerine. Güneşi görür gibi oldular sanki bir ara, sonra bir ara aydınlıklar vurdu odalarına. Bitmiş gibi sandılar üşüten soğukları, ateşler söndü ve yeniden gülmeye başladı yüzler. Derken yakalandılar sağanaklara. Bulutlar hiç gitmedi sokaklarından. Hep karanlıktı hava, hiç gelmedi ufaktan da olsa bir bahar kokusu. Bıktık dedikçe daha da battılar soğukların içine. Boğuldular daha da sürükleyen o rüzgarların izinde.   Düşünmediler mesela nerede hata yaptıklarını nerede ayaklarının hangi taşa takıldığını. Sahi yolları hiç gözlemlemediler bile yürürken, yol boyunca ağaçları, gökleri ve de yol kenarındaki çiçekleri. Düşününce alınlarına vuran o güneşe karşı bir gülüş kondurmadılar gözleriyle. Ve bilinir ki hiç şükretmediler o güzel yaşadıkları ömrün kesitlerine. Sonra bir anda şaşırdılar yollarını kışlara düştü yolları, ayakları üşüdü, tir tir titrediler ağlarken. Kuşlar kayboldu ötüşen, uğur böcekleri de yok oldu dilekleri simgeleyen.  İnsan türlü türlü kırlardan geçer, türlü türlü mevsimlerden. Hayat bir yolculuktur, yolcuğun konforu yolcunun kalbinde gizlenir. İnsan bu yolculukta gördüğü güzelliği ebedi kılmak ister sadece o güzelliği görmeye başlamakla yetinebilir. Güneşi görmek istiyorsan, güneşi önce yüreğine getir. Çiçekler koksun istiyorsan odanda önce bahçelerde gezin hayallerinde. Hayallerin hep senin hayatının küçük dokunuşları gibi olsun. Çünkü hayalinde kendi hayatını unutan çıkabilir mi güzel hayatlara.. Kendini unutan gelebilir mi uzun yolculuklara. Şükretmeyi unutan daha fazlasını görebilir mi yaşadıkça..  Önce güzel kalplere sonra güzel düşüncelere.  Güzel görebilirsin ama sadece güzel olanı değil herşeyi bütünüyle güzel görmek mesele.  Hayallere ve hayallerin samimiyetinde buluşmak dileğiyle..

Daha Fazla Yazarın Diğer Yazıları »