SAVUNMAK ZORUNDAYIZ

Anadolu topraklarını yurt edindiğimiz tarihten bu yana türlü saldırıların hedefi olmuş bir milletiz..

Adı üstünde "Düşman" olarak adlandırdığımız millet ve devletlerin bu saldırılarına anlam vermekte tarih boyunca zorlanmadık. Hem bu "Cennet vatan" olarak ismini koyduğumuz topraklarda yaşayıp,  hem de bizim burada birlik, dirlik ve huzur içinde yaşamamıza göz yumun diyemeyiz.

Tarih boyunca askeri saldırı ve çeşitli entrikalara maruz kalan bir millet olarak, son dönemde yaşadıklarımıza anlam katmakta da zorlanmıyoruz.

Son 6 aylık sürece baktığımız zaman (ki bugün geldiğimiz noktada çok daha kendimizden emin ve dirayeti yüksek bir ekonomik tablo ortaya çıkıyor ) artık saldırıların topla, tüfekle,  askerle yapılmadığını çok daha iyi anlıyoruz.

Geride kalan yüz yılın ikinci yarısından itibaren askeri operasyonlarda insan gücü birinci öncelik olmaktan çıkmıştır. Teknoloji sanayide olduğu gibi askeri alanda da önceliği ele geçirmiştir. 

Yeni bin yıla girmeye hazırladığımız 1980'lerden sonra ise egemen güç olma iddiasındaki devletler taktik değiştirmiş ve teknoloji ile donattığı askeri gücünün yanına,  ekonomi argumanını da eklemiştir. Bizim son 6 ayda yaşadığımız sıkıntının temelinde de "siyasi otoritenin kuşatma altına alınması" ideallerinin olduğuna inananlardanım.

YORUM YAZIN

Yazarın Diğer Yazıları

Ekonomimizi canlandırmalıyız

 İş hayatında başarılı olmak için 4 altın kuralın var olduğunu düşünüyorum. En azından bunun bana göre böyle olduğuna inanıyorum. Şimdi bu haftaki yazıma kendime göre var olduğuna inandığım 4 kuralı sıralayarak başlamak istiyorum; 1-Görev tanımının ve hedeflerinin farkında olarak; yöneticinden teyit almalısın. Başarılı olmak, kişinin kendini tanıması ve neden orada olduğunu bilmesiyle doğru orantılıdır. Görev tanımını ve performans hedeflerini bilmek de, kişinin gideceği yol haritasıdır. Bulunduğun ortamda neden olduğunu ve senden ne beklenildiğini daima hatırlamalısın. 2-Toleranslı ve hoşgörülü olmalısın. Herkes hata yapabilir ve sen de yapabilirsin. Önemli olan hatayı anlamaktır ve tekrarlamamaktır. Hata yapmayan, hiçbir şey yapmaz. Tabii ki, hata olabilir, mühim olan hatayı fark etmek, bunu iyi bir ders olarak görmek ve hataya neden olan nedenleri anlamaktır. Yapılması gereken, hatayı bir daha tekrarlamamak için gerekli önlemleri almaktır. 3-Yıkıcı ve kötümser değil; öneri getiren ve çözüm sunan yaklaşımda olmalısın. Konuşmalarında, yazışmalarında, 'zaten; ama...' gibi kelimelerle yazmaya ve konuşmaya başlamamalısın. En olumsuz durumlarda dahi; seni ayakta tutacak bir dal bulmalısın ve çözümün bir parçası olmalısın. 4-Mesleki ve kişisel gelişim eğitimlerini takip ederek, kendini yetiştirmelisin. Tüm alanlarda gelişim ve değişim süreci kaçınılmazdır. Bilgilerini tazelemek, gelişmelerden haberdar olmak, okumak, araştırmak, seminer ve konferansları takip etmek ve ardından bu bilgileri davranışlarına olumlu yansıtman gerekmektedir. Özellikle Konya’da son dönemde daha sık telaffuz edilmeye başlayan ve ticari firmaları ilgilendiren türlü türlü söylentiler var. Bu söylentilerde gerçeklik payı olanda var sadece söylentiden öteye gitmeyecek olanda var. İyi bir mali ve ekonomik yapılanma, demokratik bir yönetim anlayışı ve teknolojiyi takip eden bilgili ve kaliteli bir ekip ile firmaların daha iyi bir seviyede iş hayatlarına devam edebileceklerine inanıyorum. Türkiye'nin zor bir dönemden geçtiğini hepimiz biliyoruz. Ekonomide çeşitli sıkıntılar yaşandığı ve böyle dönemlerde çok moral gerektiği herkesin malumu. Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak tarafından açıklanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren KDV ve ÖTV indiriminin de faydalı olacağına inanıyorum. Bakanımız açıkladı, vergilerin indirilmesi de ortaya çıktı. Konut, beyaz eşya, mobilya sektörü ve araç satışlarında KDV ve ÖTV indirimleri geldi. Cumhurbaşkanımıza, Bakanımıza çok teşekkür ediyorum. KDV ve ÖTV indiriminin geçmişte piyasayı canlandırma noktasında hep beraber faydasını görmüştük. İnşallah bunun faydasını da hep birlikte göreceğiz. Bu dönemde tüccar ve sanayicimizin ticaret, üretim ve istihdam kapasitesini koruması lazım. Kapanan her bir işletme, üretimi durduran her bir fabrika milli servetin kaybıdır. Yani 80 milyonun servetinin kaybıdır. Bunun için ülke olarak her bir birey tek tek ekonomimizin canlanması ve ülkemizin daha ferah bir seviyede olması için elimizden geldiğince çalışmamız ve üretmemiz gerekiyor.

Bunun adı ihanettir!

Orta Doğu’nun yeniden şekillendirildiği süreçte Türkiye’nin ‘Bende varım’ demesi, ülkemizi dış güçlerin, özellikle de ABD’nin ekonomik anlamda hedef tahtası haline getirdi. Son bir yılda dolar yüzde 83 altın ise yüzde 65 arttı. Tüketici enflasyonunun yüzde 24 seviyelere çıktığı süreçte taze meyve ve sebzeyi yüzde 57.62 zamlı yedik. Kanımca burada özellikle taze meyve ve sebze başta olmak üzere halkın temel gıda maddelerine yönelik gelen zamlar, dış güçlerin ekonomik saldırısından daha etkili oldu. Kurdaki artışla uzaktan yakından bağlantısı olmayan domates, marul, salça, sofraların vazgeçilmezi ekmek, peynir, zeytin, yumurta, patates, beyaz et …. vs gelen fahiş zamlar, iç piyasada ciddi anlamda sıkıntıya neden oldu. Dış güçlerin amacına hizmet eden durum karşısında sonunda Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan devreye girdi. Sayın Erdoğan döviz ile alakası olmayan ürünlere yapılan fahiş zamlarla ilgili vatandaşı uyararak, ‘Yetkili Mercilere Şikayet’ edin çağrısında bulundu. Bana göre ülkemiz adına böylesi bir kritik süreçte fırsatçılık yapanlar ticaret yapmıyor. Üzerinde yaşadığı topraklar ve insanına ihanet ediyor. Üç kuruş daha fazla kazanacağım diyen bu insanlar acaba hiç düşündüler mi? Ekonomimiz batarsa kimin işine yarar?   Ahilik kültürümüz nerede kaldı? Benzer durum sanayide de yaşanıyor. Daha çok üretim yaparak hem istihdama hem de ülke ekonomisine katkıda bulunmak isteyen sanayicinin bugünlerde başı, girdi maliyetleri (enerji) ve hammadde temini ile başı dertte. 2018 yılının ilk 8 ayında sanayide kullanılan elektrik ve doğalgaz’a yüzde 50’nin üzerinde zam geldi. Dövize endeksli hammaddeye gelen zammı sineye çeken sanayici, parası ile rezil durumda. Çünkü fabrikasında işleyeceği hammaddeye ulaşmakta ciddi anlamda güçlük yaşıyor. Ahilik kültürümüze en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde fırsatçılara yine devlet müdahale etti. Son günlerde demir başta olmak üzere diğer ham maddeleri stoklarında bekleten veya fahiş fiyatlarla satan firmalara devlet müdahale etti. Hakkında şikayet bulunan firmalara çok ciddi para cezaları kesildi. Bana göre iş bu safhaya gelmemeliydi. Terörle istediğini elde edemeyen dış güçlerin ülkemizi ekonomi üzerinden diz çöktürme girişimleri karşısında Ahilik Kültürümüze sıkı sıkı sarılıp, birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliydik. Çünkü hepimiz aynı gemi içindeyiz. Gemi batarsa hepimiz batarız. Temennim odur ki herkes şapkasını önüne koyup biraz düşünür, bundan sonra ise ona göre davranır.

Daha Fazla Yazarın Diğer Yazıları »