96 yıl sonra yeniden doğdu (Özel Haber)

Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yaptırılan ve son kalıntısının 96 yıl önce dönemin belediyesi tarafından yıktırıldığı Ulvi Sultan Türbe ve Mescidi’nin yapımı tamamlandı. Yeni görüntülerinin sadece gazetemizde yer aldığı yapı, yaz aylarında hizmete açılacak.
96 yıl sonra yeniden doğdu (Özel Haber)

Konya’nın kayıp eserleri arasında olan ve yapımına 2018 yılında başlanan Ulvi Sultan Türbe ve Mescidi’nin yapımı bitti. Konya Valiliği ve Konya Büyükşehir Belediyesi Yapı Kontrol Daire Başkanlığı tarafından inşa edilen eserin kendine ait orijinal mihrabı, sandukası ve 3 adet mezar taşı yerine konuldu. Yeniden inşa edilen eserin, yaz aylarında hizmete gireceği öğrenildi. Yapımına 2018 yılı Şubat ayında başlanan eserin sadece kalıntıları ve Ulvi Sultan Hazretlerini tanıtan bir tabelası bulunuyordu. Valilik başta olmak üzere Konya Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Konya Bölge Müdürlüğü eserin ilk halinin projesini hazırladılar. Projenin tüm detayları ve yapım aşamaları kararlaştırılınca 2018 yılında ilk kazma vuruldu. Türbe ve mescitten oluşan yapının altında bir de 3 kişiye ait olan mezar bulunuyordu.

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞDU

Adeta küllerinden yeniden doğan Selçuklu mimari eserinin yapımı 2 yıl sürdü. Yapıda mescit, türbe ve en alt kısmında 3 adet yatır bulunuyor. Selçuklu eseri mihrap ile sandukası daha önceden konulan Konya İnce Minare Müzesi’nden getirildi. Selçuklu eseri mihrap yapının mescit bölümüne yerleştirilirken sandukası ise türbe kısmında yer aldı. Bunun yanında türbenin yatır bölüm diye adlandırılan en alt kısmındaki 3 mezar da onarıldı. Ali İmran Süresi’nin 18. ve 19. Ayetinin yer aldığı mihrabın kenarında mealen şöyle yazı bulunuyor, “Allah, hak ve adaleti ayakta tutarak, kendinden başka tanrı olmadığını bildirdi; melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar ettiler. (Evet) O’ndan başka tanrı yoktur; O mutlak güç ve hikmet sahibidir. Kuşkusuz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki hak tanımazlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” 

ORİJİNAL MİHRAP 1200 YILLARA AİT

Türbe yıkıldıktan sonra müzeye kaldırılan mihrap bugün mescide monte edildi. Ali İmran 18. ve 19. ayetlerin yer aldığı bu yazılı kenar suyunun altında, mihrap kemerinin üst kısmını tamamen dolduran Rumi bezemeler  bulunuyor. Mihrap nişinin kemeri klâsik stalâktit dolgularla işlenmiştir. Stalâktitlerin hemen altında ve burmalı süs sütunların çerçevelediği mihrap nişinin ortasında üç bağla asılmış altta ve üstte, iki kandil resmi mevcut. Kandillerin altında, yine kabartma oyulmuş, mumlu iki mihrap şamdanı var. Bu kabartmalarla burmalı sütunlar arasını Rumi motifler dolduruyor. Mihrap stalâktitlerini çevreleyen kademeli kemerin sağında ve solundaki burmalı süs sütunların başlıkları, tamamıyle dekoratif olup köşeleri üzerine yerleşen ve kare yüzey gösteren zar şeklinde birer prizmadan ibaret. Bu şekildeki sütün başlıklarını bazı Selçuklu devri eserlerinde, Sahip  Ata Camii'nin çinili mihrabındaki sütunlar üzerinde, keza Kırşehir’deki Alâeddin Cami portali sütunlarında ve  Konya'daki Hasbey Dar'ül-huffaz'ı mihrabı sütunlarında görmek mümkün. Mihrabın benzerlerinin yaptırıldığı tarihler 1200 ila 1300 yıllara denk geldiğinden bu mihrabın da bu tarihlerde yaptırıldığına kesin gözüyle bakılıyor. 

1953 YILINDA TEKRAR BULUNDU

1954 yılında 10 yıl boyunca Konya Müzeler Müdürlüğü yapan Mehmet Önder, yapının yıkılması ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı Vakıflar Dergisi’nde Ulvi Sultan Türbe ve Mescidi hakkında geniş bilgiler veriyor.  Bu bilgilere göre 1953 yılı baharında, türbenin yıkık arazisinde yeşil alan çalışmaları sırasında bir kapak taşı bulundu. Kapak kaldırıldığı zaman kubbeli bir mahzen ortaya çıktı. Olay yerine giden Müze Müdürü Mehmet Önder, yaptığı incelemelerden sonra buranın Selçuklu Türbesi’nin yeraltı mezarlığı olduğunu tespit etti. Mahzenin detaylı açılmasından sonra 3 adet mezar ve içerisinde kemiklerin olduğunu anlatan dönemin Müze Müdürü Önder şu bilgileri veriyor; “Mahzeni tekrar kapayarak, çevresini muhafaza altına aldırdım. Sonradan yaptığım tetkiklerle bu türbenin hüviyetini

tespit ederek, yerinin kaybolmaması ve devamlı muhafazasının sağlanması için bulunduğu yere bir de tanıtma levhası diktirdim. Şimdi tetkiklerimize gelelim. Bilindiği gibi, Selçuklu devri mimarî

eserlerinin toplu bulunduğu merkezlerinden biri de Konya’dır. Alevî Sultan (Ulvi Sultan)' Mescidi de, pek çoklarının hatırladıkları ve kaydettikleri gibi Konya Hükümet Konağı’nın batısında bulunuyordu. Mescid, 1924 yılında Konya Belediyesi tarafından meydanı genişletmek maksadıyla istimlâk edilerek yıktırılmış, kurşunî renk, yekpare mermerden oyulmuş mihrabı da, ayni yıl müzeye kaldırılmıştır. Yıktırılmadan önce, alınmış bir fotoğrafından anlaşıldığına göre, gerek Mescit, gerekse bitişiğindeki Türbe, bugün Konya'da örnekleri bulunan, klâsik tip Selçuklu devri tarzı mimarîsinde inşa edilmiş eserlere benzemektedir.”

ULVİ SULTAN MESCİDİ VE TÜRBESİ

Selçuklu döneminin tanınmış şeyh ve velilerinden kabul edilir. Doğum ve ölüm tarihleri malum değildir. Adı Muhammed Ulvi Sultan’dır. Aslen Azerbaycan beylerinden bir bey olduğu rivayet edilir.

Türbe ve mescidi, Konya hükümet binası ile Kayalı Park arasındaki yol üzerinde idi. Şerafeddin

Türbesi yıkılırken, yol genişletme bahanesiyle 1924-25 yılında belediye tarafından yıktırılmış, türbe ve mescidin temelleri toprak altında kalmıştır.

KONYALI ALİM, ‘ULVİ SULTAN’

Selçuklu döneminin tanınmış şeyh ve velilerinden kabul edilir. Doğum ve ölüm tarihleri malum değildir. Adı Muhammed Ulvî Sultan’dır. Aslen Azerbaycan beylerinden bir bey olduğu rivayet edilir. Kaynaklardaki Arapça Ulvi kelimesi, devamlı olarak; “Alevi” diye okunmuş, orada yatan zat da, Alevi Sultan olarak anılagelmiştir. İbrahim Hakkı Konyalı da, diğerleri de aynı ifadeyi kullanmışlardır. Kendisinin Azerbaycanlı oluşundan dolayı bu unvanıyla anılmış olabileceğini de akla getirmektedir. Türbe ve mescit muntazam kesme taştan yapılmıştır. 1953 yılında dönemim Müze Müdürü Mehmet Önder merhum tarafından yaptırılan kazıda, türbenin tonozla örtülü cenazeliği bulunmuş, bu yer o zaman yeşil saha hâline getirilerek, bir levha ile işaretlenmişti.

Muhabir: Servet R. Çolak

YORUM YAZIN